|
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
"Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Sen de Rabbine namaz
kıl ve kurban kes; asıl sonu kesik olan
şüphesiz sana hınç besleyendir." (Kevser
Suresi)
İslam dininin bir an önce sönüp gitmesini arzulayan İslam
düşmanları, Allah Resulünün İbrahim
ismindeki erkek çocuğunun vefat ettiğini
öğrenince sevinerek; “artık onun sonu
kesilmiştir; dini de kendinden sonra yok
olup gider” şeklinde boş bir hayale
kapılmış ve hatta bu sevinçlerini Allah
Resulüne duyurarak Peygamberimizin
kederlenmesine yol açmışlardı.
Buna karşılık Yüce Allah, Kevser Suresi"ni indirerek, İslam
dininin koruyucusu olacak pak neslin
"Kevser" /hayrı kesir/ olan iki cihan
kadınlarının efendisi Fatıma-yı
Zehra'dan devam edeceğini Resulüne
müjdeleyerek sonu kesik olanın
Resulullah’ın değil kendilerinin
olduğunu vurgulamış; bu büyük nimetin
şükranesi olarak da Resulünden kendisine
kulluk sunmasını istemiştir.
Bunun üzerine Allah Resulü geçmiş peygamberlerin soylarının
erkek evlatlarından devam etmesine
rağmen, Yüce Allah'ın, O'nun soyunun,
baba-sının annesi olarak nitelediği kızı
Fatıma'dan devam etmesini dilediğini
açıklayarak, kendinden sonraki
halifeleri ve ilahi temsilciler olan "On
İki İmam"ın Fatıma'nın soyundan dünyaya
geleceğini bildirerek, İslam
düşmanlarının heveslerinin kursaklarında
kalacağını müjdelemiştir.
Biz de bütün hayırların ve bereketlerin menşei olan bu
kutlu ailenin çok hayır ve bereketlerine
mazhar olma ümidiyle kadın ve aileye
yönelik hazırlamaya çalıştığımız siteye
isim olarak iki cihan kadınlarının
yegâne efendisi O kutlu hanımefendinin
mübarek "Zehra" ismini seçtik.
Amacımız, zirvesi bu kutlu ailenin şahsında somutlaşan
imanlı bir aile yaşamı modelini esas
alarak, elimizden geldiği kadar ilahi
dinlerin, özellikle de İslam dininin
kadın, çocuk ve aile için tanıdığı yer,
mevki ve hakları irdeleyip açıklamaya
çalışmaktır.
Bu açıdan insan hayatında kendine yer bulan ilahî dinlerden
soyutlanmış dünya görüşü ve yaşam
biçimlerini ele aldığımızda -istisnalar
hariç- ne yazık ki hem kadın hem çocuk
hem de aile açısından çok olumsuz bir
tabloyla karşı karşıya kalıyoruz.
Kadın açısından bakıldığında hem geçmişin karanlık cahiliye
devrinde, hem de “uygar toplum” diye
dayatılan modern çağda kadına saygın bir
insan olarak değil de, ya erkeklerin
cinsel isteklerini doyurmaya yarayan ya
da onların servet edinme hislerinde
etkin rol oynayan bir cinsel köle veya
bir meta gözüyle bakıldığı ortadadır.
Her şeyin maddiyatla ölçüldüğü ve bütün yaşamın maddi
hazların giderilmesinden ibaret
sayıldığı, her türlü insanı ve ahlaki
değerden yoksun bir toplumda çocuk ve
ailenin hiçbir yeri ve saygınlığı
olamayacağı kuşkusuzdur.
Buna karşılık, insani yaşamda, nefsi isteklerin değil de,
insanı insan kılan, diğer canlılardan
yegâne ayrımcısı ve özelliği olan akli
ve manevi yaşamının esas alınıp
önemsenmesini emreden, ilahi dinlerde;
özellikle de, diğer ilahi dinlerin maruz
kaldığı tahrif belasından masun kalan
İslam dininde, kadına, erkekle aynı
cevherden yaratılan eş, çocuğa Allah'ın
aileye bahşettiği korunup en güzel
şekilde terbiye edilmesi icap eden en
kutsal emanet ve nimet, aile kurumuna
ise saygınlığı korunması gereken
insanlık yaşamında oluşturulan en kutsal
kurum olarak bakıldığını görmekteyiz.
İslam dini; "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir
dişiden yarattık. Ve birbirinizle
tanışmanız için, sizi kavimlere ve
kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah
katında en değerli olanınız, en çok
sakınanızdır. Şüphesiz Allah bilendir,
her şeyden haberdardır" ve "Erkek veya
kadın, mümin olarak kim iyi amel
işlerse, mutlaka ona temiz bir hayat
bahşederiz ve mükâfatlarını, elbette
yapmakta olduklarının en güzeliyle
veririz" buyurarak, değer ölçüsünün,
erkeklik, dişilik veya ırk ve kabile
olmadığını, değer ölçüsünün insanın
insani boyutundan, yani onu hayvandan
ayıran özelliği olan akıl ve manevi
hislerinden kaynaklanan düşünce yapısı,
insani vasfı ve eylemleri olduğunu
ortaya koymuştur.
Buna karşılık; "Hava hevesini kendine ilah edineni gördün
mü? Sen mi onun koruyucu olacaksın!
Yoksa sen onların çoğunun duyduklarını
yahut aklettiklerini mi sanıyorsun?
Hayır, onlar hayvanlar gibidirler ve
hatta daha şaşkındırlar" ve "…İnkâr
edenler ise hayvanlar gibi faydalanır ve
yerler; yerleri ise ateştir" buyurarak,
ister erkek ister kadın, yaşamlarını
sırf süfli isteklerin tatminiyle
sınırlayarak insani değerlerden
uzaklaşanların ise, hiçbir değere sahip
olmadıklarını, hatta onları hayvandan
ayıran akıl cevherlerini
körelttiklerinden hayvandan daha aşağı
düştüklerini bildirmiştir.
Bizler bu sitede sahip olduğumuz imkânlar dâhilinde
Kur'an-ı Kerim, Sünnet-i Resulullah
(Allah'ın salât ve selamı ona ve Ehl-i
Beyt'ine olsun) ve Allah Resulünün
Kur'anla birlikte ümmetine kutsal
emaneti olan Ehl-i Beyti'nden (Allah'ın
selamı onların tamamına olsun)
edindiğimiz İslamî değerler açısından
kadının, çocuğun ve ailenin yer, konum
ve haklarını irdeleme çabasının yanı
sıra bu alanda lüzumlu görülen konulara
da yer vermeye özen göstermeye
çalışacağız.
Sitemizin Ehl-i Beyt mektebi perspektifini yansıtmaya
çalışan ilk Türkçe site olması hasebiyle
birçok eksik ve kusurlarımızın olacağı
muhakkaktır. Bu yüzden değerli
ziyaretçilerimizden beklentimiz, tespit
ettikleri eksik ve kusurlarda hiç
çekinmeden bizleri uyarmaları ve manevi
desteklerini bizlerden esirgemeyerek
sitemizin daha güzel, daha doğru, daha
derin, daha geniş içerikli olmasında
bize yardımcı olmalarıdır.
Rabbimiz! Yalnızca Sana sığınıyor, yalnızca Senden yardım
diliyor ve yalnızca Sana boyun eğiyoruz.
Rabbimiz! Rahmetini Muhammed ve Âl-i Muhammed'e indir.
"Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu
tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere
yüklediğin gibi bize de ağır bir yük
yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün
yetemeyeceği işleri de yükleme. Bizi
affet. Bizi bağışla. Bize acı. Sensin
bizim mevlamız. Kâfirler topluluğuna
karşı bize yardım et."
Allah'ımız! Senin velin olan /efendimiz/ Hüccet bin Hasan
(Salâtın O'na ve babalarına olsun)'u
yeryüzünde egemen kılıp uzunca ondan
yararlanmasını sağlayıncaya kadar bu
anda ve bütün anlarda O'nun velisi,
koruyucusu ve önderi ol. Bizi de O'nun
yardımcılarından ve O’nun hedefi
doğrultusunda O'nun arkasında şehit
olanlardan eyle.
Rabbimiz! Tekrar rahmetini Muhammed ve Âl-i Muhammed'e
indir.
En son sözümüz şu dur ki, bütün övgüler Âlemlerin Rabbi
Allah'a aittir.
islamvehayat.com sitesi
|